ALİ BARIŞ KURT - ANF
AĞRI - Artış gösteren, TSK içindeki 'asker intiharları mı', yoksa 'intihar iddiaları' mı? Bu sorunun yanıtı gün geçtikçe daha kolay anlaşılıyor. İntihar ettiği iddia edilen ve birçoğu Kürt olan askerlerin sırtından kurşun çıkması veya otopsi raporlarının ölen askerlerin ailesine verilmemesi gibi haller, iddianın, iddiadan ibaret olduğunu da özetlemiş oluyor.
Geçtiğimiz yıl Eylül ayında, Ağrı'nın Eleşkirt ilçesindeki askeri birlikte Volkan Kamalak isimli askerin de intihar ettiği ileri sürülmüş ancak Volkan Kamalak'ın ailesi buna inanmamıştı. Yargıya giden baba Hayri Kamalak, o günlerde şöyle konuşmuştu:
"Ben vatan millet sağ olsun. Bayrağımız var olsun. Başka evladım da feda olsun diye düşünmüyorum. Bayrağımız da vatanımız da yerinde duruyor. Benim canlı gönderdiğim evladımın tabutla gönderilmesinin nedenleri açıklansın. Oğlumun komutanı bana, atış poligonunda tüfeği tutukluk yaptığı, komutanın tutukluğu giderdikten sonra atışını gerçekleştirdiği, sonra mevziden 3-4 metre fırlayarak tek mermiyle çenesine sıkarak intihar ettiğini söyledi. Daha sonra ise yine bir komutan, atış poligonunda arkadaşının silahının tutukluk yaptığı, komutanı onun silahıyla uğraşırken oğlumun bunu fırsat bilerek 3 metre ileri çıkararak herkesin gözünün önünde intihar ettiğini anlattı. Bu çelişkili ifadeler şehit babası olarak bizi kuşkulandırıyor. Oğlumun hiçbir psikolojik sorunu yoktu. Çok başarılı bir öğrenciydi. Askeriyeden belgeleri bekliyoruz. Bize sadece anlattılar belge göndermediler. Önce sivil mahkemelere sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne kadar gideceğim. Biz burada halkı silahlı kuvvetlere, silahlı kuvvetleri de halka düşman etme gibi bir çabamız yok. Bir vatandaş olarak mağdur olmayı istemiyorum."
Volkan Kamalak'ın babası, bugün yeni bir açıklamada bulunarak, otopsi sonucunun hala kendilerine verilmediğini belirtti.
Baba Kamalak, oğlunun ölümünün ardından hukuk mücadelesi başlattığını ve otopsi raporunu istediğini bildirdi ve ekledi: "Ancak, 8,5 ay sonra hazırlanan rapor, soruşturma gizli yürütüldüğü için bize verilmedi."
''Oğlum vatani görevini yapmak üzere gitti ama ölüsü geldi. Vatan borcu namus borcudur, ama çocuklarımızı korumak da komutanların namusudur. Benim oğlum asker kaçağı olsa bin kere eve gelirlerdi ama oğlum askerdeyken öldü kimse kapımızı çalmıyor. Üstelik bizden otopsi raporunu saklıyorlar. Ama ben bu mücadelemi sonunu kadar sürdüreceğim" diye konuşan Hayri Kamalak, oğlunun şehit sayılmadığını söyledi ancak "Oğlum 'halkın şehididir" dedi. Baba Kamalak, AİHM'e başvuracağını kaydetti.
TSK bünyesinde 2007 yılının ilk aylarından bu yana 'şüpheli' asker ölümleri dikkat çekici ölçüde artıyor. 2007 yılında 23 ölü 30 yaralı, 2008 yılında 20 ölü 11'i yaralı, 2009 Ekim ayının ilk haftası itibariyle ise 35 askerin yaşamını yitirdiği basına yansıdı.
Geçtiğimiz aylarda Antep 5. Zırhlı Tugay Komutanlığı’nda 6 aydır askerlik yapan Serhat Yıldız'ın da intihar ettiği ileri sürülmüş ancak daha sonra ortaya çıkan rapora göre Yıldız'a isabet eden G-3 mermisinin Yıldız'ın sırtından girdiği saptanmıştı. Yıldız da, Gülsuyu'nda yaşayan ve devrimci kişiliğiyle bilinen bir kişiydi.
KCK Yürütme Konseyi Üyesi Duran Kalkan da geçtiğimiz ay ANF'ye verdiği mülakatta Türk ordusunda son yıllarda şüpheli asker ölümlerinde artış yaşandığını belirtmiş ve Kürtlerin askere gitmemesini, gidenlerin de TSK'dan firar etmesini istemişti.
ANF NEWS AGENCY
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder