18 Şubat 2010 Perşembe

Bu yazı okunmasa da olur

Adıyla tezat bazı kişilikler vardır.

Mesela militanlığı hepimizi kıskandıran Mülayim adında yoldaşım vardı benim...

Ancak bu yazıya konu yaptığım "dergi"yi, Mülayim'le mukayese etmek istemiyorum.

En iyisi "Türk Solu" dergisinin adıyla tezatlığına; Hüseyin adında kadınları, Hacer adında erkekleri, Döşer soyadında kadınları, Döşemez soyadında erkekleri misal gösterelim.


Yine de bu ad-soyada sahip okuyucularımızdan özür dileyelim ki, alınmasınlar. Okuyucumuz olmayanlardan özür dilemeyelim, onlar alınamazlar zaten.

"TÜRK SOLU" VE ATATÜRKÇÜ PARTİ

Mizah dergilerine taş söktüren, "Türk Solu" adlı, sadece kağıtlardan oluşan "dergi", yine kendi bünyesinde oluşturulan Atatürkçü Parti'nin temsilcisi ve "Türk Solu" başyazarı Gökçe Fırat'la bir röportaj gerçekleştirmiş. (Gerçi bakmayın röportajı dergi gerçekleştirmiş dediğime, duyumlarıma göre bu röportajda röportör de Gökçe Bey'miş. Her şeyin bir ilki vardır!)

Gökçe Fırat, röportajda da başyazılarından farklı bir şey söylememiş tabii.

Ancak hemen hemen bütün yazılarında ırkçılık yaparak Kürtleri hedef gösteren Fırat, bu kez Kürtleri hedef göstermeye hiç de ihtiyaç duymamış!

Zira Bay Fırat'a göre; Kürtler yoktu, onlar "laboratuvarda üretilen" kimselerdi. Benzetme bana ait değil; adam (!) ciddi ciddi böyle buyurmuş.

Ancak Fırat, söylediklerine kendisi de inanmıyor olacak ki, aynı röportajdaki yanıtlarında dahi çelişmiş.

Önce Kürtlerin "laboratuvarlarda üretildiğini" söyleyerek eşekleri dahi gülümseten (gülümseyen bir eşeği gözünüzün önüne getirsenize, çok şirin oluyor) Fırat, ardından da "Kürtler, Türkleri asimile etti" iddiasında bulunarak, röportajı uyanır uyanmaz, hem de elini yüzünü bile yıkamadan yaptığını anlamamızı sağladı.

"Var olmayan bir ulus" hakkında konuşmaya devam eden Fırat, "Kurtuluş Savaşında Türkler ve Kürtler birlikte savaşmadı mı?" sorusuna da, tahmin ettiğiniz gibi "hayır" diyor ama öyle böyle bir "hayır" değil bu; kararlılığını ispatlamaya girişen Fırat, bunun aksini iddia edenlere adres bile gösteriyor: "Bizzat Genelkurmay’a gidin sorun."

Şahsen 318'den (halkı askerlikten soğutmak) yargılandığım için, Genelkurmay Başkanı'nı aramaya ürküyorum.

Ancak Emek Defteri'nin de müdavimlerinden olan Sayın İlker Başbuğ'dan (ben de ciddiyim; sayfamıza giriş yapan servis sağlayıcısı listesine göz atarken rastlıyorum kendisine) konu hakkında görüşünü almak ve bu tartışmaya "son nokta"yı koymak adına en kısa zamanda bir söyleşi talebinde bulunacağımdan, hiç şüpheniz olmasın. Kabul etmez mi diyorsunuz? Kendisinden değerli sayısız kişiyle röportaj yapmışken, yani bu referansla kabul etmemesi mümkün mü canım? (Günlerim fabrikada röportaj yapmakla geçti.)

Neyse...

Bozuk saat bile günde iki kere doğruyu gösterirmiş.

Bizim Gökçe Fırat da hep uyduracak değil ya, bazen de dürüstlüğünden ödün vermiyor.

İnanmıyorsunuz değil mi?

O halde aşağıdaki alıntıyı okuyun ve Gökçe Fırat hakkındaki önyargınızı da bir an önce yıkın lütfen!

"TÜRK SOLU: Şu söylemlerinizle kendisine ben Kürdüm diyen insanları kazanacağınıza inanıyor musunuz? Sonuçta siz kazanamazsınız, karşı tarafa, PKK’ya giderler.
GÖKÇE FIRAT: Zaten karşı taraftalar."

Sanıyorum böylece hepinizin önyargısı da denizin dibini boylamıştır. Yani beyefendiler en azından PKK'nin Kürtlerin siyasi iradesi olduğunu kavramış.

Ancak üzgünüm; cümletten erken davrandığımızı söylemeliyim.

Bozuk saat iki kez doğruyu gösterir dedik. Gökçe Fırat bu; saat değil ki döşeyesin! Pardon, bu deyim boru için geçerliydi.

Her neyse, en gereksiz tarihi yazımı yavaş yavaş noktalayayım artık...

Benim dilime küfür yakışmıyor pek. Ses tellerimle ilgili olabilir.

Gökçe Fırat'ın aşağıdaki yanıtını da okuduğumda Can Yücel olasım ve "bu adam bizimle ... geçiyor" diyesim geldi... Ama ben de Can Yücel değilim işte.

Yine de siz malum cümledeki boşluğu doldurabilirsiniz. Doldurmamak elde değil...

Buyrun:

"Biz bugün Güneydoğu’da Kürtçülük yapan diğer Türk partilerinden daha fazla oy alacağız. MHP’sinden de CHP’sinden de TÜRKSOLU’nun kuracağı partinin oyları daha fazla olacak."

Notbu-k: Meraklı bir milletiz vesselam. Başlıkta "okunmasa da olur" dediysek de, kesin okumuşsunuzdur siz bu yazıyı. Zaten bu cümleleri okuduğunuza göre, yazıyı da okumuş olmalısınız. Bari zamanınızı çaldığım için tesellide bulunayım. Yazıyla alakasız, benim ve sizin gündeminizle alakalı bir video paylaşmak istiyorum. Ancak ricam; yorum bölümüne "ooo kanka süpermiş", "helal olsun XD", "emeğine sağlık", "paylaşım için tşk" yazmayınız. "Tşk" yazmayı biz de biliyoruz. Gerek duysaydık yukarıdaki boşluğu doldururduk. Neyse, videoyu BURAYA tıklayarak izleyebilirsiniz.

alibariskurt@yeniozgurpolitika.org

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder