ALİ BARIŞ KURT - ANF
HABER MERKEZİ - Azadiya Welat gazetesi eski imtiyaz sahibi ve yazıişleri müdürü Vedat Kurşun'a verilen 166 yıllık rekor cezayı, Avukat Kamil Tekin Sürek ve ÇGD Genel Başkanı Ahmet Abakay'la konuştuk...
ANF'ye değerlendirmede bulunan Sürek ve Abakay, Kurşun'a verilen cezayı eleştirerek; Kürt basınına yönelik saldırıların artabileceğine dikkat çektiler.
Evrensel gazetesi yazarı, Avukat Kamil Tekin Sürek, Vedat Kurşun'e verilen cezayı darbe dönemindeki uygulamalara benzetti: "Haberden anlaşıldığı kadarıyla 103 ayrı fiil nedeniyle toplam 166 yıl 6 ay hapis cezası verilmiş. Bu tür cezalar 12 Eylül yargısı sırasında da günceldi. Örneğin Halkın Kurtuluşu gazetesi yazıişleri müdürleri Mustafa Yıldırımtürk ve Osman Taş'a, her birine ayrı ayrı bin küsur senelik, yedi yüz küsur senelik cezalar istemişlerdi." Sürek, şöyle devam etti: "12 Eylül öncesinde, 1975'lerde ise hakimler ve savcıların bu tür "suçları" mütemadi suç, yani devam edegelen suç olarak niteliyor ve kaç suç olursa olsun bir tek "suç"tan ceza veriyor ve mütemadi fiil olması nedeniyle verilen ceza yüzde elli arttırılıyordu. Devrimci Yol Dergisi yazıişleri müdürü Taner Akçam'a böyle bir yaklaşımla ondan fazla fiil için beş yıl artı iki buçuk yıl toplam yedi buçuk yıl ceza vermişlerdi. Daha sonra her fiil (yani her yazı) için ayrı ceza uygulamasına geçildi ve bir yazıişleri müdürüne binlerce yıl ceza istemeye başladılar. Bu tür hukuki yaklaşımlar elbette komik. İnsanlara yazdıkları ya da birilerinin yazdıklarını yayınladıkları için birkaç kişinin ömrünün toplamı cezalar verildiğinde hiç kimse sizin demokraside yaşadığınıza inanmaz."
'DEVAMINDA BOMBALAM VE CİNAYET OLABİLİR'
Avukat Sürek, özellikle Kürt basınına yönelik uygulanan bu yasakçı zihniyeti ise, şu sözlerle ele aldı: "Gazetelere verilen cezaların nedeni elbette 'konuşma' denilen bir konuda konuşup yazmaktan kaynaklanıyor. Eskiden komünizm tehlikesi birinci sırada iken "Kızılcıklar oldu mu?" türküsünü söyleyene komünizm propagandasından beş yıl ceza veriyorlardı. Şimdi Kürt Sorunu gündemde ve bu konuda devletin siyasi çizgisine aykırı yazan ve düşünenleri etkisizleştirmeye çalışıyorlar. Bir dönem yine böyle cezalar vermişler, bu cezalar amaçlarına yetmeyince sansür uygulaması başlatmışlar, yani gazete daha matbaada iken toplatma uygulaması başlamış ve bu da yetmeyince gazetelerin bombalanması. gazetecilerin öldürülmesi gündeme gelmişti. Şimdi, yirmi sene sonra yine başa döndük. Bu cezaların devamı gazete bombalama ve cinayetler olacaktır."
'DEVLET, KÜRTLERE YÖNELİK KÜFÜRLERİ HOŞ KARŞILIYOR’
Evrensel yazarı ve avukat Kamil Tekin Sürek, Vedat Kurşun'un mahkemede örnek verdiği, "öldürülen her asker için, 5 DTP'linin başı kesilmelidir" ifadelerini yazan bir gazetecinin 'düşüncesini ifade ettiği' yönünde bir kararla suçsuz bulunmasını ise, " Ayrıca sadece o haber değil. Pek çok ırkçı yazı, küfür, hakaret, tehdit vb. Kürtlere yönelik olunca bizim yargımızda hoş görülüyor. Yargının çifte standartlı, gerici-faşist yapısı zaten çok açık ve artık tartışmaya bile gerek yok" sözleriyle değerlendirdi.
Kürt basınına dönük bu uygulamalarda, Türk medyasının sessiz kaldığını vurgulayan Sürek, medyanın kendisini devletin yanında gördüğünü dile getirdi. Türk medyasının devlet ve istihbarat örgütleri tarafından yönlendirildiğine dikkat çeken Sürek, "Böylece devletin düşmanı, medyanın da düşmanı kabul ediliyor. Onun için bu tür medyadan dayanışma, empati, meslektaş dayanışması beklenemez" diye konuştu.
Sürek, son olarak şunları kaydetti: "Bu tür davaların olmaması ve gazetecilerin yargılanamaması demokrasi mücadelesinin gücüne bağlı. demokrasi güçleri birlik olup, demokrasi ve özgürlük mücadelesini ilerlettiğinde gerici yargı ve diğer güçler geriletilecek, gerçekten demokratik bir düzende, halk iktidarında ise bu tür dava ve cezalar unutulacaktır."
ABAKAY: NE ÇAĞDAŞLIĞI, NE DEMOKRATLIĞI...
Çağdaş ve demokrat olduğunu ileri süren bir devletin Vedat Kurşun'a verilen cezayla birlikte, bu kavramlardan uzak davrandığını da açığa vurmuş olduğunu söyleyen ÇGD Genel Başkanı Ahmet Abakay ise; basın, düşünce ve ifade özgürlüğünü savunan hiçbir kimsenin de bu duruma kayıtsız kalmaması gerektiğini işaret etti.
"Türkiye'de gazetecilere, yayın organlarına yönelik baskılar; insan haklarıyla, düşünce ve ifade özgürlüğü ile ilgisi olmayan Afrika ülkesi konumuna sokulmuştur" benzetmesini yapan Abakay, 'sürekli açılımlardan, demokrasiyi genişletmekten söz eden AKP iktidarının yöneticilerinin bu konuda ne düşündüklerini, bu sonuca nasıl yanıt vereceklerini merakla beklediğini' açıkladı. "Bu cezayı eleştiremezler, karşı çıkamazlar. Çünkü Azadiya Welat ve diger çok sayıda gazete ve gazetecinin tepesinde boza pişiren; gazete, dergi kapatmalara ve gazetecilerin tutuklanmalarına, yargılanmalarına yol açan Terörle Mücadele Yasası bu iktidar döneminde ağırlaştırılmıştır" değerlendirmesinde bulunan Ahmet Abakay, "Bu ve benzer cezalar OHAL dönemlerinin yeniden geri geldiği düşüncesini akla getiriyor" dedi.
AİHM KARARLI DİKKATE ALINMIYOR
Abakay, Türkiye'de bu tür davalarda ortaya çıkan bir başka sorunun da, iç hukukta kabul edilmesine rağmen yargılamalarda ve verilen kararlarda AİHM içtihatlarının, hiçbir şekilde dikkate ve ciddiye alınmaması olduğunu kaydetti ve ekledi: "Bu da hukuksuz kararların verilmesine ve ciddi mağduriyetlere, haksızlıklara yol açmaktadır." Türkiye'de gerek TCK'nun 301. maddesi, gerekse de yargıyı etkileme gerekçesiyle TCK'nun 288. maddesinden çok sayıda gazetecinin yargılandığını anımsatan Çağdaş Gazeteciler Derneği Genel Başkanı Abakay, "Bunun yanında TMK özellikle Kürt sorunu konusunda ağzını açana ceza yağdırmakta ve büyük hukuksuzluklara, subjektif ve ideolojik bakışla haksız mağduriyetlere yol açmaktadır" diye konuştu. Abakay son olarak da, Vedat Kurşun'a verilen rekor cezanın ve diğer muhalif gazetecilerin yargılanmasının Türkiye'nin itibarını uluslar arası arenada sıfıra indirdiğini belirterek; bu tür uygulamalardan vazgeçilmesi gerektiğini bildirdi.
ANF NEWS AGENCY
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder