16 Nisan 2010 Cuma

Mesele faşist değil, faşizmdir

Gazetemize açıklamada bulunan aydın, gazeteci, siyasetçi ve sanatçılar, Ahmet Türk'e yapılan saldırıyı sert bir dille kınayarak; saldırının sadece Türk'e değil, bir arada yaşamı savunan bütün çevrelere yapıldığını dile getirdiler.


Akademisyen ve yazar Sungur Savran, CNN Türk Haber Müdürü Rıdvan Akar, Prof. Dr. Baskın Oran, Pir Sultan Abdal Derneği Genel Başkanı Avukat Fevzi Gümüş, sanatçı Ferhat Tunç, Eşitlik ve Demokrasi Partisi (EDP) Genel Başkan Yardımcısı Avukat Kazım ile ÖDP Genel Başkanı Alper Taş'ın görüşlerini sunuyoruz.

Savran: Akıllarını başlarına toplasınlar

İstanbul Üniversitesi eski öğretim üyesi ve Devrimci İşçi Partisi'nden yazar Sungur Savran, Ahmet Türk'e saldıran kişiyi, "faşist hareketlerin zehirlediği insanlardan biri" olarak niteledi. Polislerin Hrant Dink'in katillerinden Ogün Samast ile bayrak önünde fotoğraf çektirdiği kentin de Samsun olduğunu hatırlatan Savran, düzen güçlerinin bu tür saldırıların sorumluları olduğunu kaydetti. "Faşist hareket zehirlenmiş insanları dün Ermenilere, bugün Kürtlere saldırtmaktan çekinmiyor, çünkü kendine uygun bir ortam buluyor. Saldırgan faşist değilse de şaşıracak birşey yok. Çünkü yıllardır bütün düzen güçleri Kürtlere karşı şovenist bir düşmanlığı kışkırtıyor" değerlendirmesinde bulunan yazar Sungur Savran, şöyle devam etti: "Şimdi 'uygar' çevreler, 'ne ayıp, ne ayıp' diyecekler. Ama Ahmet Türk'ü komşu olarak reddedenler onlardan değil mi? 'Ulusalcılar'ın siyasi temsilcileri, 'ne ayıp, ne ayıp' diyecekler. Zembereğinden boşanmış bir Türk şovenizmini kışkırtanlar onlar değil mi? Alın işte size bir 'çılgın Türk'! Sözde 'açılım'ın mimarları, kameraların önüne çıkıp 'ne ayıp, ne ayıp' diyecekler. Her linç girişiminde 'halkımızın hassasiyeti' diyenler onlar değil mi? Tehlike ortada olduğu halde, saldırganın Kürt halkını temsil eden bir politikacıya saldırmasını engellemeyen onların yönettiği polis değil mi? Acaba o polislerin arasında Ogün Samast ile fotoğraf çektiren var mıdır? Saldırganın eylemi sadece bir sonuçtur. Sorumlu olanlar bunlardır. Bu toplum hızla cehennemi bir ateşe doğru ilerliyor."

Akar: Türk'ün çağrısı olumlu

CNN Türk Haber Müdürü Rıdvan Akar da gazetemize yaptığı açıklama ile Türk'e yapılan saldırıyı değerlendirdi. Saldırıyı provokasyon olarak gördüğünü söyleyen Akar, Kürt ve Türk halkları arasında düşmanlık körüklemek isteyenlerin olduğunu belirtti. "Ahmet Türk'e yapılan saldırı demokrasiye, istikrara karşı kasti bir eylem olarak görülmeli" diyen Akar, saldırının amacına ilişkin, "Böylesi bir dönemde bu saldırı, ülkede yaşanan toplumsal kutuplaşmayı artırmayı, kini ve nefreti yaygınlaştırmayı, Türk ve Kürt halkı arasında çatışma ortamını yeniden canlandırmayı amaçlıyor" görüşünü ortaya koydu. Ahmet Türk'ün saldırının ardından yaptığı sağduyu çağrısını olumlu bulduğunu dile getiren CNN Türk Haber Müdürü, hükümetin Samsun'da kimi ilgili kamu görevlilerinin görevden almasını ve MHP Genel Başkanı Bahçeli'nin saldırıyı kınamasını da, "olması gerekeni yaptılar" vurgusuyla değerlendirdi. Türkiye'nin kritik bir süreçten geçtiğine işaret eden Rıdvan Akar, "Hiç kimsenin bu provakasyonlara kulak vermemesi gerekiyor" diyerek, sözlerini noktaladı.

Oran: Cesaret alıyorlar

Prof. Dr. Baskın Oran, Ahmet Türk'e yapılan çirkin saldırıya sert tepki gösterdi. Baskın Oran, Türkiye'de farklı kimliklere yönelik bu tür saldırıların cezasız kaldığı için faillerin cesaret aldığına dikkat çekti. "Sivas gibi saldırıların, Rahip Santoro cinayetinin, Malatya katliamının, Hrant'ın öldürülmesinin, hamile kadının öldüresiye dövülmesinin böyle ele alındığı bir memlekette niye yapmasınlar?" diye soran Oran, ekledi: "Saldıranların yanlarına kalıyor. Bu gidişle daha çok saldırılar olur"

Gümüş: Saldırı hepimize yapılmıştır

Pir Sultan Abdal Derneği Genel Başkanı Avukat Fevzi Gümüş'e göre, "Ahmet Türk'e yönelik saldırı sadece Sayın Türk'e değil, bir arada yaşama iradesine yapılmıştır" Avukat Fevzi Gümüş, Türk'e yapılan saldırıyı kınadığını belirterek, sorumluların mutlaka cezalandırılması gerektiğini, aksi halde bu tür saldırıların geçmişte de olduğu gibi tekrarlanabileceğini vurguladı. "Saldırı hepimize yapılmıştır ve provakasyon amaçlıdır" diyen Gümüş, hükümetin davayı Samsun'a alarak, provokasyon için ortam hazırlamış olduğunu kaydetti. Türkiye'deki egemen güçlerin ve AKP, CHP, MHP gibi siyasi partilerin, Kürtlere ve Kürt siyasetçilere karşı yaklaşımlarının ve kullandıkları dilin de bu tür saldırılarda payının büyük olduğunu belirten Pir Sultan Abdal Derneği Başkanı Fevzi Gümüş, sözlerini şöyle noktaladı: "Türkiye'de siyasetin dilinin demokratikleşmesi ve özgürleşmesi gerekiyor. Barışçı bir hale gelmesi gerekiyor. Siyasetteki hakim dil bu tür saldırıları körüklüyor"

Tunç: Kürtlerin tahammülü zorlanıyor

Sanatçı Ferhat Tunç, "Ahmet Türk’ün Samsun'da böylesine haince bir saldırının hedefi olmasını derin bir üzüntüyle karşıladım. Halklarımızın özgürlük ve barış mücadelesinde sembol haline gelmiş sevgili Ahmet Türk’e yönelik bu saldırının ne anlama geldiğini herkesin iyi değerlendirmesi gerekir" dedi.

"AKP hükümeti 'demokratik açılım' palavrasıyla uygulamaya koyduğu politikaların doğal bir sonucu olarak bu saldırı gerçekleşmiştir. Kürt sorununda şiddeti hala bir çözüm olarak gören bu zihniyetin demokrasi ve barış gibi bir sorunun olamayacağı artık bilinmektedir. Irkçı, faşist katillerin toplumsal çatışmayı körüklemeye dönük bu saldırılarına zemin hazırlayanların bu ülkenin ve halklarının geleceğini karartmaya çalıştıkları bilinmelidir ve buna fırsat verilmemelidir" değerlendirmesini yapan Tunç, bu tür saldırıların Kürt halkının tahammülünü zorladığını belirtti. Saldırının sadece Türk'e yönelik yapıldığı yönünde bir düşüncenin doğru olmayacağına dikkat çeken Tunç, 'bu tür saldırıları Kürt ve Türk halklarını birbirine düşürmek isteyen çevreler tarafından organize edildiği' yorumunu yaptı.

"Bu süreç AKP’nin Kürt halkının demokratik iradesiyle seçilen belediye başkanı ve parti yöneticilerini tutuklatmasıyla başlatılmıştır. Ardından DTP kapatılarak sevgili Ahmet Türk’ün milletvekilliği düşürülmüş ve bu katillere adeta davetiye çıkartılmıştır" diye konuşan sanatçı Ferhat Tunç, şöyle devam etti: "Bu saldırıyı gerçekleştiren ve gerçekleşmesine yardımcı olanların bir an önce cezalandırıldıklarını görmek istiyoruz. Bu yapılmadığı takdirde, saldırının altından kalkamayacak olan Ahmet Türk ve Kürt halkı değil bu hükümetin bizzat kendisi olacaktır. Hrant Dink arkadaşımızın kanı daha kurumadan sevgili ağabeyimiz Ahmet Türk’ün Trabzon- Samsun hattının ırkçı-faşistlerinin saldırısını yaralı olarak atlatması bir şanstır. Ancak bu saldırıları meşrulaştıran politikaların Türkiye’nin barış şansının yok olmasına hizmet ettiğini de bu hükümetin ve devletin bilmesi gerekir." Tunç son olarak, Ahmet Türk'ün bütün olumsuzluklara ve saldırılara rağmen barıştan ve sağduyudan vazgeçmeyen bir siyasetçi olmasının da, bütün toplum için bir şans olduğunu dile getirdi.

Genç: Hükümetin acizliği

Eşitlik ve Demokrasi Partisi (EDP) Genel Başkan Yardımcısı Avukat Kazım Genç de, Ahmet Türk'e yapılan saldırının 'hükümetin acizliğini' ortaya koyduğunu belirtti. "Bu günlerde demokratik bir anayasa değişikliği iddiasında olan hükümetin, Ahmet Türk'e yönelik bir saldırıya dahi engel olamamış olması, ülkedeki kürt politikası konusundaki acizliğini ortaya koymaktadır" tespitini yapan Genç, şu hususlara değindi: "Bulanık'ta halkın üzerine kurşun yağdıranları güvenlik gerekçesi ile askeri helikopterlerle olay yerinden uzaklaştıran zihniyetin; Ahmet Türk'e yönelik saldırı öncesi ve sonrasında güvenlik umurlarında olmamıştır. Zaten, Muş Bulanık'ta olan olayın yargılamasının, milliyetçiliğin had safhada olduğu Doğu Karadeniz'e taşınması, mağdurlara, 'davayı takip etmeyin, sizin hukukunuz, hakkınız, güvenliğiniz bizi ilgilendirmiyor' demektir."

Uğur Kaymaz davasını Eskişehir'e, Gazi-Ümraniye katliamı davasını Trabzon'a taşıyarak, devletin sorumsuz davrandığını vurgulayan EDP Genel Başkan Yardımcısı Kazım Genç, Muş-Bulanık katliamı nedeni ile davayı Samsun'a taşımakla da devletin aynı sorumsuzluğa ve ırkçı zihniyete devam ettiğini belirtti. "Toplumun, bu tür haksızlıklara tahammülü kalmamıştır. Haksızlıklara karşı bıçak kemiğe dayanmış durumdadır. Bir de bunun üzerine ekonomik sorunlar eklendi ve toplum patlama noktasındadır" diyen Genç, ekledi: "Sayın Türk'ün, kendisine yönelik saldırı sonrası, halkı sağduyuya davet etmesi, barışçı tutumundan taviz vermediğinin göstergesidir. Anadolu halklarını birbirine düşürmeye yönelik bu provokasyonun tutmayacağı çok açıktır. Çünkü, istenen eşitlik, demokrasi ve barıştır."

Taş: Saldırı hepimizedir

ÖDP Genel Başkanı Alper Taş da bu tür saldırıların toplumda oluşturulan yerleşik ırkçı-faşizan algıdan beslendiğini ifade etti. ÖDP Genel Başkanı, şöyle konuştu: "Bu algı zaman zaman tetiklenerek harekete geçiriliyor. Son dönemde de düzenin tüm güçleri Kürt siyasetçileri hedef tahtasına oturttu. AKP bir yandan 'demokratik açılımdan' söz ederken diğer yandan Kürt siyasetçilere yönelik sonu gelmez bir operasyon sürecine girdi. Bu operasyonlar Kürt hareketine yönelik etkisizleştirme/tasfiye operasyonunun parçası olarak hayata geçirildi. Son olarak Ahmet Türk’e yapılan saldırı işte bu atmosferin içinde gerçekleştirilmiştir. Bu tür saldırıların meşru görüldüğü bir ortam yaratılmıştır."

Ahmet Türk örneğinde olduğu gibi böylesine faşist yaklaşımların halklar arasında onarılmaz yaralar açtığına dikkat çeken Taş, bir arada yaşama zeminlerinin zayıfladığı, halklar arasındaki kardeşlik duygularının yara aldığı bir yerde barış ve demokrasi adına hiçbir gelişmenin sağlanmasının mümkün olamayacağını söyledi.

"Bu saldırılar bir öfke birikmesine ve karşılıklı düşmanlığın gelişmesine yol açmaktadır. AKP başta olmak üzere herkes böyle bir ortamın oluşmasına zemin hazırlayan söylemlerden ve eylemlerden vazgeçmelidir. Kürt sorununun çözümü için adım atmak demek Kürt halkının iradesine saygı duymayı gerektirir. Eğer bu yapılmazsa Kürt sorununun çözümünde adım atılamaz" değerlendirmesinde bulunan Alper Taş, Türk'e yönelik saldırının arkasında hangi zihniyetin bulunduğunun sorgulanması gerektiğini belirtti. "Elbette olayın gerçekleşmesine baktığımızda 'güvenlik zaafiyeti' denilen bir tür 'organize işlerden' söz edebilmek mümkündür. Bu saldırının amacına baktığımızda da ardını görmemiz mümkün. Saldırı bir gerginlik ve çatışma zemini yaratmayı amaçladığı ortadadır" diyen Taş, sözlerini şöyle bitirdi: "Ahmet Türk, bugüne kadar bir arada yaşam ve kardeşliğin inatlı ve kararlı bir savunucusu oldu. Bu saldırı da O’nun şahsında, kardeşlikten, demokrasiden ve bir arada yaşamdan yana olan herkesedir. Biz bu saldırıya olanak tanıyan ırkçı-faşizan iklimi değiştirmek için kardeşlik bağlarını ve bir arada yaşam zeminlerini güçlendirmek, demokrasi ve özgürlükleri geliştirmek için inatla mücadele etmeliyiz. Düzen insanlarımıza zehirli bitkiler gibi kendi zehriyle ölümün yolunu açarken bizler yaşamanın, kardeşçe ve insanca yaşamının yolunu açmalıyız."

ALİ BARIŞ KURT / ANKARA
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yayın tarihi: 16 Nisan 2010

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder