10 Şubat 2010 Çarşamba

Yaşar Okuyan röportajı

Düne kadar halkın ekonomik sorunlarından söz etmeyenler, sınıfsal mücadeleyi ise bir "tehdit" olarak görenler; bugün ise TEKEL direnişiyle birlikte "ekmek davası"na destek verdiklerini ilan ediyorlar...


Eski Çalışma Bakanı Yaşar Okuyan da, TEKEL direnişi hakkında TÜRK-İŞ binası önünde yaptığı açıklama ve özeleştirilerle, birçok çevreyi 'şaşırtmıştı'. Ancak Okuyan, TEKEL işçilerine sadece AKP karşıtlığı temelinde mi destek veriyor, yoksa sınıfsal eksenli mi... Röportajımızı okuyanlar, bu yanıtı bulmakta zorluk çekmeyeceklerdir.

Eski Çalışma Bakanı Yaşar Okuyan, '91'deki Zonguldak maden işçilerinin başlattığı yürüyüşün, kendisinin de içinde yer aldığı ANAP hükümetini devirdiğini söyledi. Okuyan, şöyle konuştu: "1991’de Zonguldak’tan Ankara’ya başlayan işçi yürüyüşü benim de üyesi bulunduğum ANAP’a çok önemli bir mesaj idi. Ve o tarihteki ANAP Hükümeti, bu mesajı iyi okuyamadı. Daha sonra işçilerin taleplerini büyük ölçüde yerine getirdi. Bu da işe yaramadı ve bir noktada iktidarın devrilmesine sebep oldu."

"BEN ÇELİŞKİDE DEĞİLİM"

"Son günlerde "emek", "ekmek", "sendika", "grev" gibi kavramlardan bahsediyorsunuz... Bu kavramlar kendisini sağ siyasette gösteren kimseler tarafından pek dillendirilmez. Nasıl değerlendiriyorsunuz bu 'çelişki'yi? Yaşar Okuyan artık "sağdan umut yok" diyebiliyor mu?" şeklindeki sorumuzu da yanıtlayan Okuyan, 40 yıllık siyasi hayatında "emek karşıtı" bir politika yapmadığını vurgulayarak, şunları dile getirdi:

"Benim, emek-ekmek-sendika- grev gibi kavramlardan bahsetmem, bir çelişkimi ortaya koymaz. Benim 40 yıllık siyasi geçmişimi incelediğinizde ve hatta son 57. T.C Hükümeti’nde yaklaşık 3,5 yıl Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı olarak yaptığım, icraat ve konuşmaları iyi değerlendirmek lazım. 1952 yılında Türk-İş Konfederasyonu’nun kuruluş bildirgesinde, 3 ana talep mevcuttu. Bunlardan birisi; Sigortasız Çalışmanın Önlenmesi ki, bu çıkardığımız 4447 sayılı yasayla bizim dönemimizde hayata geçirilmiştir. İkinci talep; İşsizlik Sigortası. Bu da yine benim bakanlığım döneminde çıkartılmış olan bir yasadır. Üçüncü talep de; İş Güvencesi. Bu konuda yine bakanlığım döneminde, büyük mücadelelerden sonra çıkartılmış ve hayata geçirilmiştir. Hatta, kamuoyunca malum olunduğu üzere ben, bu yasanın çıkışını sağlamak, kamuoyunun dikkatini konuya çekebilmek amacıyla bakanlıktan ve partimden istifa etmiş idim. Benim Çalışma Bakanlığım döneminde, orman ve tarım kesiminde sigortasız olarak çalışan ve adeta parya muamelesine tabi tutulan, yaklaşık 800 bin işçiyi, iş kanunu kapsamında yine çıkardığımız yasayla, benim bakanlığım döneminde kamu emekçilerinin sendika kurma yasası da yine benim bakanlığım döneminde çıkartılmıştır."

"TÜRKİYE'NİN BU HALİNDEN BİZ SORUMLUYUZ"

Yaşar Okuyan, işçi sınıfının sorunlarının sorumlusu olarak sermaye partilerini görüp görmediğini sorduğumuzda ise, bir özeleştiri daha yapıyor: "Bana göre Türkiye’de, sorun sadece işçi sınıfının sorunu değildir. Türkiye’de tüm halkımızın sorunları vardır. Ve yine bana göre, Atatürk’ün 1938’de hayata gözlerini kapatmasından sonra gelen bütün başbakanlar, bakanlar ve milletvekilleri ki, bu listenin başına Yaşar Okuyan’ı koyuyorum. Türkiye’nin bugünkü halinden hepimiz sorumluyuz."

"TEKEL FARKLI, KENT A.Ş FARKLI"

Okuyan, TEKEL işçilerini destekliyor görünen ama aynı zamanda Karşıkaya Belediyesi'nde işçileri atan CHP için ise, sorunun muhatabının CHP olduğunu söyleyerek, sorumuzu yanıtsız bıraktı. Ancak Okuyan, TEKEL işçileriyle işten atılan KENT A.Ş işçilerinin arasında "ciddi farklılıklar olduğunu" ileri sürdü. Okuyan, bu farklardan ise bahsetmemeyi tercih etti!

"MEZARDA EMEKLİLİK DEMEK GERÇEKÇİ DEĞİL"

Kendisinin bakanlığı döneminde çıkarılan ve halk tarafından "Mezarda Emeklilik Yasası" olarak tanımlanan proje için ise Okuyan, şunları kaydetti:

"Benim bakanlığım döneminde çıkartılan 4447 sayılı yasanın, mezarda emeklilik olarak tanımlanması gerçekçi değildir. Emeklilik yaşının 38 ve 42 yaşından yükseltilmesi, aktueryal zorunluluktur. Ama bu çıkartılan Sosyal Güvenlik Yasası, İşsizlik Sigortası ve İş Güvencesi Yasasıyla bir bütündür. Ve bütünlük bakanlığım döneminde de sağlanmıştır."

"AÇILIM, ABD BASKISIDIR"

Eski Çalışma Bakanı Yaşar Okuyan, "AKP'nin "demokratik açılım" diye tarif ettiği projeye, siz de "bölücülük açılımı" diyorsunuz. AKP'yi bir yana bırakırsak, Kürt sorununun çözülmesine niçin karşısınız? Mesela üniversitelerde Kürtçe eğitim veren bölümlerin açılması ne kaybettirir ülkemize?" şeklindeki sorumuza da, şu yanıtı verdi:

"AKP’nin Kürt Açılım ile başlayıp, 11 ayrı isim koyup, en sonunda da milli birlik adını taktığı açılım bir yutturmacadır. ABD’nin baskılarıyla ortaya konulan, Barzani’nin kukla Peşmerge Devleti’ni himaye altına almayı amaçlayan bir Büyük Ortadoğu Projesidir."

"KÜRT ÇOCUKLAR KULLANILIYOR"

Polise taş attığı gerekçesiyle tutuklanan Kürt çocukların bir hukuksuzluğa uğramadıklarını iddia eden Okuyan, konu hakkındaki değerlendirmesini ilginç bir benzetmeyle özetledi: "Kitle olaylarının içerisine çocukların sürülmesi ve gerek emniyet güçlerine ve gerekse halka karşı bu çocukların kullanılması kabul edilemez. Bu noktada çocuklarla ilgili yeni bir yasanın hazırlanmasında, İstanbul’da İETT otobüsünde yakılan çocuğumuzun gerçeğini de dikkate almak zorundayız."

"ABD BİZİ BİRBİRİMİZE KIŞKIRTIYOR"

Yaşar Okuyan'ın, "'70'li yıllarda kardeşiniz TKP'de yer alırken, siz de MHP'de siyaset yürütüyordunuz. Sizce MHP o yıllarda kullanılmış mıydı? Mesela İlyas Salman'ın son günlerde dillendirdiği gibi; Deniz Gezmişler Amerikan askerlerini denize dökerken, ülkücüler de devrimci gençlere saldırıyordu..." hatırlatmamıza verdiği yanıt ise, şöyle oldu:

"12 Eylül öncesinin şartları içerisinde meydana gelen olayları ve gelişmeleri, o günün şartlarında herkes kendi açısından değerlendirebilir ve haklılığını savunabilir. Ancak 30 yıl sonra bugünden geriye doğru baktığınızda, ülkücülerle devrimcileri birbirine kışkırtan ve kırdırtanlar, o gün bunu sağ-sol diye yaparlarken, aynı merkezler bugün, Türk-Kürt ve laik-antilaik diye halkı birbirine düşman etmeye çalışmaktadırlar. Bu merkez ABD’dir."

Yaşar Okuyan son olarak gündemi sıklıkla takip ettiğini belirterek, "Günlük olarak içinde; Radikal, Taraf, Evrensel de dahil olmak üzere, 16 gazeteyi ve muhtelif dergileri takip ediyorum" dedi.

Röportaj: Ali Barış Kurt
Kaynak: www.emekdefteri.com

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder