ALİ BARIŞ KURT - ANF
AKP hükümeti, "memurlara toplu sözleşme hakkı" tanıyan değişikliği anayasa paketine dahil etti ancak bu yıl bir değişiklik olmayacak ve tekrar "toplu görüşme" yapılacak. Hükümetin bu taktiksel adımlarına karşı KESK ise, "toplu sözleşme"den yana. KESK, AİHM, anayasa ve ILO kararları gereğince “toplu sözleşme” yapılmasına ilişkin şerh dosyasını Çalışma Bakanlığı'na sunacak.
Çalışma Bakanlığı Müsteşarı, Devlet Personel Başkanlığı yetkilileri ve konfederasyon temsilcilerinin de katılımıyla geçen hafta düzenlenen Yüksek İdari Kurul toplantısında, bu yılki “toplu görüşme” süreci kapsamında görüşler ortaya konuldu. KESK toplantıda, “toplu görüşme”yi reddederek, “toplu sözleşme” yapılması yönünde önerisini dile getirdi. Ancak hükümet yetlilileri, henüz referandum yapılmadığını gerekçe göstererek, bu öneriyi kabul etmedi.
'TOPLU SÖZLEŞME HAKKI VERİLMEDİ'
Hükümetin “toplu görüşme”de ısrarcı olması nedeniyle KESK, gündem maddelerine şerh koydu.
KESK adına toplantıda bulunan, sendikanın Toplu İş Sözleşmesi (TİS) Sekreteri olan Adnan Gölpunar, 15 Ağustos’ta “toplu sözleşme masası” kurulmasını istedi ve hükümetin henüz referandum yapılmadığı gerekçesine de tepki gösterdi. Gölpunar, toplu sözleşme sürecinin gerekirse referandumdan sonra başlatılabileceğine dikkat çekti.
Gölpunar, anayasa değişikliğinde kamu görevlilerine toplusözleşme hakkına yer verilmiş gibi görünse de; bunun gerçekliği yansıtmadığını belirtti. "Bilindiği üzere grev hakkı, toplusözleşme hakkının ayrılmaz bir unsurudur. Bu gerçeklik gerek AİHM kararları gerek Avrupa Sosyal Haklar Komitesi ve ILO komite kararlarında da sıkça dile getirilmektedir" diyen Gölpunar, buna karşın, grev haklarının anayasal güvenceye kavuşturulmadığını kaydetti. Gölpunar, "Öte yandan barışçıl bir çözüm yolu olan Uzlaştırma Kurulu kararlarına kesinlik atfedilerek bu aşamada grev hakkımız fiilen yeni bir engelle karşı karşıya bırakılmak istenmiştir” şeklinde konuştu.
KESK Genel Başkanı Sami Evren de, söz konusu değişikliklerin kamu emekçileri yönünden kabul edilemez olduğunu vurguluyor. AKP'nin izlediği politikalarla toplu sözleşme hakkının da fiilen kullanılamaz hale getirildiğini söyleyen Evren "toplu sözleşme"de direteceklerini kaydediyor.
TOPLU SÖZLEŞME EŞİTLİK, TOPLU GÖRÜŞME HÜKÜMET DİYOR
AKP hükümetinin toplu görüşmede ısrar etmesi, aslında diğer politikalarındaki kurnazlıklara benziyor. Örneğin toplu görüşme ve toplu sözleşme arasındaki farklardan biri de, son sözün Bakanlar Kurulu'na devredilmesi. Toplu sözleşmede görüşülüp mutabakata varılan konular taraflarca imzalandığı andan itibaren yürürlüğe girerken; Toplu Görüşme Teklif Metinleri ise, tarafların imzası ile sınırlı tutulmuyor ve daha sonra başka bir makamın onayından geçmesi kaydı ile yürürlüğe girme ihtimali taşıyor. Kamu görevlileri statü hukukuna göre çalıştıkları ve her türlü hakları kanun ile düzenlendiği için kamu görevlileri sendikalarının imzaladıkları toplu görüşme metinleri Bakanlar Kurulu’na sunuluyor ve son söz Bakanlar Kurulu'na bırakılıyor.
Yani, toplu görüşmede bütün takdir yetkisi Bakanlar Kurulu'na ait oluyor ve alınan kararlar uygulanmayabiliyor. Bu durum da, tarafların eşit koşullarda olmadan görüşmesi anlamına geliyor. 2004'te KESK'in imzaladığı 52 maddeden sadece 19'unun hükümet tarafından dikkate alınması da, bu eşitsizliği özetliyor.
TOPLU SÖZLEŞMEDE DAVA HAKKI VAR
Toplu sözleşmede ise bu kararlar yerine getirilmediği takdirde, her kamu çalışanının dava açma hakkı var ve kazanabilme ihtimalleri yüksek. Öte yandan, kamu çalışanları yine buna dair grev haklarını da kullanabiliyorlar. Örneğin AİHM'nin Yapı-Yol Sen kararı, grev hakkını da tanımıştı.
Toplu görüşme, eşit olmayan koşullarda yerine getirildiği için, sendikacılar tarafından ilgi görmüyor. Kamu çalışanları sendikaları, toplu sözleşmeye ilişkin ise, “iki tarafı da bağlayan, kesin bir metin” tanımında bulunuyorlar.
ANF NEWS AGENCY
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder