15 Temmuz 2010 Perşembe

TKP, sahte isimlerle Kürtlere saldırmayı bırakmalı!

ALİ BARIŞ KURT - ANF

TKP'nin yayın organı sol.org.tr sitesinde sahte isimle yazılar yazan Yurdakul Er, bir kez daha Kürt hareketine yönelik hakaretler savurdu. "Kemalizmi ve kürdizmi bölmeden olmaz..." başlığını verdiği yazısında Yurdakul Er, son günlerde Türk medyası tarafından da tartışılmaya başlanan “ayrılma hakkı”na değiniyor. Bu konuda, Türk medyasının samimi olmadığını, sanki hak olmayan bir statüyü lütfediyormuş gibi davrandığını Kürtler dillendirmeye başlamıştı ancak Yurdakul Er tahlilinde, bunu da görmezden geliyor.

Söz konusu yazarın geçtiğimiz dönemlerdeki yazılarında da yoğun gerginlikler yarattığı biliniyor. Kürt siyasetçi Hatip Dicle'ye "faşist" demekten de geri durmamış olan yazar, "halkımızı etnik ve dinci sınırlarla bölmek istiyorlar" türünden ifadeleriyle de, devletle aynı pencereden kafasını sarkıttığını ortaya koymuştu!

Kürt ve Türk halklarının birliğini savunuyor gibi görünen sahte isimli yazarın, "Kemalizmi ve kürdizmi bölmeden olmaz..." başlıklı son yazısında da genel hatlarıyla birliği savunmaktansa, Kürtleri Kürt hareketinden bölmeye yönelik bir amaç edindiği anlaşılıyor. Yurdakul Er'e verilen ve 'imkansız ihtimaller' listesinden sayılabilecek bu hedef, aynı zamanda yazarın, söz konusu yazıdaki 'en önemli' şu paragrafından da anlaşılabilir:

"Madem öyle, biz daha yüksek sesle yinelemek zorundayız: Türklerin ve Kürtlerin, “nihai iç savaş” gibi Türkiye’nin rötuşlanmasıyla sonuçlanacak ve sosyalizmi de gelmeyen baharlara erteleyecek ortak deliliğini sol bir çıkışla göğüslemek ve insanlığımızın imhasına engel olabilmek için, Türkçü ve Kürtçü mezbahaları dinci-liberal kasapları eşliğinde tam kapasiteyle çalışmaya başlamadan yerle bir edebilmek, en azından kapılarına bir kilit asabilmek ve etkisizleştirmek için, iki halkı birliğe davet edeceğiz. Daveti yanıtsız bırakabilirler. Israr edeceğiz."

Bu paragraflarda sosyalizmin 'gönüllü birliktelik' ilkesini hiçe sayan yazarın, sosyalizmi rehber edindiğini vurgulamasıysa dikkat çekici bulunuyor. Öte yandan ezilen bir ulusun kurtuluş hareketine yönelik "Kürtçü mezbahaları" ifadesini yakıştıran yazar için, Kürt çevrelerin tepkisiz kalmayacağı da düşünülüyor. Özellikle son günlerde gerek Türkçü, gerekse de dinci ve liberal olarak nitelenen çevrelerin Kürt hareketine dair tutumları bilindiği halde yazar, dinci-liberal çevreleri Kürtlerin "kasabı" olarak gördüğünü ifade etmekten ise çekinmiyor.

'KÜRT HAREKETİNİ BÖLMEK İÇİN HER YALAN MEŞRUDUR' TAKTİĞİ

Ağır hakaretlerle dolu yazıda, iki halkın birlikte yaşamasının zorunluluğu üzerine değerlendirmelerde bulunduktan sonra yazar, formülünü ise şöyle açıklıyor: "Bir: Türkçülüğü etkisizleştirmek için onun aydınlanmayla bağlantılı bir versiyonunu, kemalizmi mutlaka böleceğiz. Sol kemalizmi sahneye çekeceğiz. İki: Kürtçülüğü ve onun aydınlanma, ya da 1789-1917 ve hatta 1923 ile bağlantılı versiyonunu mutlaka tarihsel misyonuna sahip çıkmaya davet edeceğiz: Sol kürdizm."

Yazar, egemenlerin dilinden yaptığı yorumlarında sürekli "Kürtçü" tabirini kullanıyor ve kastettiği Kürt hareketi içinse bölmenin, parçalamanın, etkisizleştirmenin gerektiğine vurgu yapıyor. Yazarın, özellikle kendisi için, "hem Türk milliyetçiliğine hem de Kürt milliyetçiliğine karşı" olduğu gibi bir pozisyonu bilinçli olarak yarattığı ve "doğrudan düşmanlık" formülü yerine; kendisine bu minvalde bir rolün verildiği tahmin ediliyor. Neredeyse Kürt sorununa dair bütün yazılarında Kürt hareketini bölmekten söz eden ve bunun için ortaya attığı düşünceleri destekletmek adına da Kürt hareketinin sosyalizme zarar verdiğini öne süren yazar, bu iddiasını herhangi bir 'somut delil'lere ise bağlayamıyor. Yazar, sosyalist gençlerin birçoğunun Kürt hareketinden sempati duymasından edindiği rahatsızlığı da, sürekli "sosyalizme zarar" ve "emperyalistlerle işbirlik" bahanelerine sığdırıyor ancak bu onu, birçok okuyucunun gözünde, bir analizciden öte verilen görevi yerine getiren 'kukla' olarak sergiliyor.

'YURDAKUL ER'İN VE TKP'NİN HEDEFİ AYNI MI?

Kürt hareketinin, sosyalist değerlere ve özellikle Türkiye'deki devrimci hareket içerisindeki öncülere saygı duyduklarını çok sık dillendirdikleri, bilinen gerçeklerden. Ayrıca, "kendi özgücümüze dayanıyoruz" açıklaması da, yine Kürt hareketine aitken; söz konusu yazarın bakış açısı, 'art niyet' içeriyor.

Öte yandan merak edilen ve TKP'nin yayın organındaki son yazıyla birlikte yeniden akla düşen konular, bunlarla da sınırlı değil. Örneğin, yazarın, illegal bir siyasi yapıda bulunmadığı ve kendisinin de benzer konumda olmadığı halde, niçin yazılarında sahte bir isim tercih ediyor. Kendi ismiyle yazdığı takdirde, ciddiye alınmayacağını mı düşünüyor acaba? Bu durum için, "Acaba parti yönetiminden biri mi yazıyor?" sorusunu akla getiren okuyuculara da hemen bilgi verelim; hayır. Yurdakul Er ismini kullanan şahıs milliyetçi görüşleriyle bilinen, Cumhuriyet gazetesine de yurtdışından haber yapan, bazı kitapları da bulunan bir isim ve TKP üyesi değil.

TKP üyesi dahi olmadığı halde, TKP'nin yayın organında bu denli gerilimlere yol açan bir yazara partinin niçin alan açtığı ise, merak edilen diğer bir konu. Partinin bu tavrı da, TKP'nin Yurdakul Er sahte ismiyle yazan kişi aracılığıyla yeni bağlantılar kurduğunu düşündürürken; diğer taraftan da, yayımlanan bu görüşler için, "TKP, bu görüşlere kitlesini alıştırmak için etik olmayan bir şekilde, sahte isimli yazı yöntemini mi uyguluyor?" sorularını akla getiriyor.

ANF NEWS AGENCY

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder